close
Haberler

YENİ BİR KOÇ-YÖNDER ETKİNLİĞİNDE ESKİŞEHİR VE YÖRESİNİ GEZDİK

Bu kez bir rekor kırıldı; Koç Yönder üyeleri 45 kişilik bir grup halinde üç gün boyunca Eskişehir ve yöresini gezdiler. Bu gezinin rekor yanı, katılımın ilk kez bu kadar büyük olması.

 

24 Nisan Cuma sabahı Haydarpaşa’ dan hareket eden Başkent Ekspresi ile yola çıktık. Keyifli bir yolculuktan sonra saat tam 14.56 da, planlandığı gibi Eskişehir’e vardık.

 

Daha sonra bize tahsis edilen otobüsle önce Türkiye’ nin ilk binek otosu “Devrim” arabasının yapıldığı Tülomsaş’a geçildi ve “Devrim”le tanıştık. Oradan şehir merkezine gidildi. Burada becerikli başkan Prof.Yılmaz Büyükerşen’ in çabaları ile Eskişehir’e “Anadolunun Paris”i dedirtecek güzellikteki Porsuk kenarında yer alan kahvelerde oturduk, Porsuk üzerinde tekne turu yaptık. Havacılık müzesinde kimimiz hayatında ilk defa bir F-104’ün pilot koltuğuna oturdu.

 

Otelimiz yeni açılan bir otel olmasına rağmen, maalesef pek çok eksiklikleri vardı. Bir de buna hafta sonu nedeni ile aynı anda çok sayıda grubun otele giriş yapması eklenince, doğal olarak bazı eksiklikler yaşandı.

Üyelerimizden Sayın Orhan Başdoğan, neredeyse yarım asırlık otelcilik deneyimi ile otelcilik dersi verdi çalışanlara! Kim bilir belki de Koç-Yönder’e potansiyel bir müşteri olabilir ilerde Albatros Otel !

 

Günün yorgunluğunu atmak üzere odalarımıza çekildiğimizde ise bizleri başka bir sürpriz bekliyordu:  Kent’e geleceğimizi duyan, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Sayın Harun Karacan’ ın gönderdiği ve çok sayıdı bilgilendirici malzeme ve Eskişehir’in nefis koz helvası paketlerini içeren hediye torbaları.

İkinci gün de programda yer alan ağırlıklı olarak Eskişehir içi ve yakın çevresindeki birbirinden ilginç noktaları içeren yerler gezildi.

 

Bu arada gittiğimiz her yerde, başkan Büyükerşen’in başarılı çalışmalarının izleri ile karşılaştık. Odunpazarı ve yöresi; bir gece evvel gezdiğimiz Eskişehir’in Haller yöresi ve buralarda yer alan tesisler, bütün katılımcıları hayran bıraktı.

Birbirinden ilginç yöresel yiyecek ve tatlıların pazarlandığı otantik yerlerde, bir geceliğine de olsa, kollestrol ve yüksek tansiyon gibi sorunları buzdolabına kaldırdık!

Üçüncü gün ise biraz etnografya, biraz tarih yaşadık.

Eskişehir’e pek de uzak olmayan ve alevi-bektaşi kültürünün yerleşik olduğu yerlerde tarihin izini sürdük. Frigyanın merkezinde bir tarih yolculuğuna çıktık.

Geçtiğimiz köylerden birinde, köy kahvesinde, muhtar ve dostları tarafından ağırlandık. Köylü kadınların yaptıkları nefis yöresel börekleri, ayran eşliğinde midelerimize indirdik.

Bunlar sadece çok zengin bir programdan satır başlıkları.

Nihayet 26 Nisan Pazar günü yine tam planlanan saatte Eskişehir Garına vasıl olduk. Burada haşhaşlı ekmek, helva gibi son “yolluk” larımızı da aldıktan sonra saat 16:45 de Cumhuriyet Ekspresindeki özel kompartmanımızdaki yerlerimizi aldık ve keyifli bir yolculuktan sonra İstanbul’ a vardık.

Üç gün boyunca bizi hep son derece keyifli ve güneşli bir ilkbahar havası izledi. Sadece Eskişehir’ den hareket etmeden kısa bir süre önce yağmur yağmaya başladı. O da sanki veda gözyaşları idi.

Bir başka Koç-Yönder gezisinde buluşmak üzere vedalaştık.