close
Haberler

Moda Deniz Kulübünde Aydın Boysan’ın ağzından Vehbi Koç’u dinledik

Moda Deniz Kulübünde Aydın Boysan’ın ağzından Vehbi Koç’u dinledik.

24 Nisan günü Moda Deniz Kulübünde Koç Yönder olarak önce Yönetim Kurulu toplantımızı yaptık sonra da Koç Yönder ailesinden 60ı aşkın bir grupla Aydın Boysan’ı ağırladık. Büyük bir keyifle dinlediğimiz sohbet öncesinde Başkan Mesut Ilgım’ ın hazırladığı, ağırlıkla rakı içme adabı üzerine Aydın Boysan’ın incilerini içeren sunumu izledik. Ardından Aydın Boysan’ın o tatlı anlatımıyla eskileri andık. Sonrasında Aydın Boysan bize “Doksanlık Fırtına Vehbi Koç”u anekdotlar ile süsleyerek anlattı. Sohbet sonrasında başkan Mesut Ilgım Aydın Boysan için özel olarak tasarlanmış, nazar boncukları ile donatılmış bir rakı şişesi armağan etti. Sohbet sonrasında muhabbet terasta Moda koyuna karşı yudumlanan kadehler üzerinden devam etti.Aşağıda Aydın Boysan’ın konuşmasında Vehbi Koç’un özelliklerini vurgulayan cümleleri özetledik.

DOKSANLIK FIRTINA VEHBİ KOÇ

Vehbi Koc’un tutumlu olusu, onun terkedilmez huyudur. Bir yandan trilyonlara imza basarken, öte yandan miktan ne olursa olsun, “bosuna” olduquna inandığı harcamaları kesinlikle kabullenemezdi. Sanırım ki Koç camiasının bu denli gelişmesinde, Vehbi beyin bu davranışlarının da bir etkisi olmuştur. Ancak yine sanıyorum ki bazı önemslz harcamalar dolayısıyla Vehbi beyin gösterdiği aşırı gözüken tepki: “Tedrisat mahiyetinde” olmakta idi.

Emsalsiz ”Doksanlık Fırtına’mız , eşi bulunmaz calışma ve bellek gücü, programlı ve ölçülü yaşama, çok iyi kullanarak her şeye zaman bulma yetenekleriyle, ortalığı kasip-kavurmaya devam etmekte idi.

“Bize öyle kötü bilanço getiren genel müdüre bakar gibi bakmayın” dediğim zaman gülerdi, En çok güldüğünü hatırladığım bir zaman ise, benim kendisine: “Galiba bu içki bana dokunuyor? Artık bıraksam mı acaba?” diye sorduğum gündü,

Vehbi Bey’in zaman kullanımını çok iyi bilmesi ve hangi şartlar içinde olursa olsun programlı yaşamasi sayesinde, herşeye zamanı vardı. lstemediğl seylere zamanı yoktu ama, ayırmadığı için yoktu. Oysa istediği herşeye zamanı vardı ve onu iyi kullanmasını bilirdi.

Örgütleme gücünü, benim de piyade neferi olarak katıldığım yürüyüş mangasında bile gösterdl, Bir fon kurdu. Biz vuruvus mangası olarak arada bir yedigimiz yemekleri, Vehbi Bey’in kurduğu bu fon gelirinden kullanarak, masraf etmeden yedik.

1975 Yılı Mart ayında, Uludağ’da birlikte tatil yapmaktaydık. Aradan birkac gun geçtlkten sonra odamda, üzerinde adım yazıldığı bir zarf buldum. lçinden, benimle o günlerde aynı otelde kalan ve tüm zamanımızı birlikte geçirdiğimiz Vehbi Bey’in bir mektubu çıktı.

Bu mektup yaklaşık 2 daktilo sayfasi tutacak uzunlukta ve 7 maddelik bir yazıdır. Vehbi Bey bana ‘yaşlı bir büyüğünüz olarak” yaptığı bazi tavsiyelerde bulunacağını söylüyor ve özetle fazla alkol alıp, fazla yemek yediğimi belirttikten sonra, 7 maddeyle nasil yaşamam gerektiği konusundaki ögütlerini anlatıyordu, Ancak, bu lütüfkar ilginin beni asıl hayretlere düşüren yanı, mektubun bir kopyasının kapall bir zarf içinde, benimle aynı odada kalan esime de ayrıca gönderilmesiydi. Vehbi Bey merhum benlm, bundan bahsetmeyeceğimi düşündüğü için, suretini aynca eşime yolluyordu … haklıydı.

Ulkenin genelini, düşünmeden inanmaya yöneltme çabaları içindeki dalgalara rağmen Vehbi Bey merhum, çağdas aydınlık düşüncelerin öncüsü olarak ortaya atılmaya çeklnmedl.

Vehbi Bey’in kişiliği bir bütünlük içinde değerlendirilmelidir. O’nun çelik bir disiplinden yana oluşu, bu yönden ele alınmalıdır. Kurtlar sofrasi olan iş havatında başka turlu davranabilmenin sonunda, hesaba gelir bir sonuc alınamazdı. Vehbi Bey merhum ya boyle olacaktı, ya da Vehbi Koç olmaktan vazgeçecekti. Oysa Vehbi Bey’in en çelik disiplin içinde yaşattığı tek kisi, bizzat kendisiydi. Vehbi Bey, kendinden sonra bırakacakları uğruna, en sert sınırlar içinde, herkesten önce kendisini yaşattı. Kendisini, dünya nimetlerinden, maddi olanaklarını hiç kullanmadan uzak tuttu. Öyle zaman oldu ki, neşelenmeyi bile kendisine çok gördi.

Yitirdiklerimizi matemsiz ve neşe ile annmaya çalışmalıyız. Çünkü dünya sahnesinden çekilmiş olan sevdiklerimizi süresiz olarak yaşatmanın, başka yolu yoktur.